2009 KPSS VATANDAŞLIK SORULARININ ANALİZİ VE GENEL DEĞERLENDİRME
Sevgi değer adaylar 2009 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavı gösterdi ki kamuya personel olarak girmek zorlaşmıştır ve daha da zorlaşacaktır.Bu durum uzun süreden beri derinden gelen, son yıllarda ise açıkça kendini küresel düzeyde kendini hissettiren ekonomik ve buna bağlı olarak yaşanan toplumsal(sosyolojik,psikolojik ,siyasal) krizin bir sonucudur.Elbette, özellikle öğretmen atamalarında yıllardır uygulanan mili eğitim politikalarında ki yanlışlıklar, kamuya girme konusunda yaşanan sıkıntıların sebeplerinden biridir;ancak makro düzeyde sorunun temelini ekonomik ve mali bozukluk sonucu özel sektörün istihdam yaratamayışı ve kamunun “umut kapısı” olması oluşturmaktadır.Bu durumun sonucu olarak, kamuya yönelen aday sayısının fazla olması, elemeyi ön plana çıkaran merkezi bir sınavı zorunlu hale getirmiştir..
Konuya bu şekilde bir giriş yapmamın sebebi, 2008 yılı ile başlayan ve bu yıl yapılan sınavda da hissedilen, soruların zorluk derecesinin artmasının ve soruluş tarzının değişmesinin sebebini açıklayabilmektir. Bu nokta da, Kamu Personeli Seçme Sınavına hazırlanmak bütün branşlar için ve tüm yönleriyle fazlasıyla emek verilmesi gereken profesyonel bir hazırlık ve çalışmayı gerektirmektedir. Vatandaşlık sorularının analizine geçmeden belirtmeliyim ki, özellikle öğretmen adayları için, zaten kavranılması zor ve çaba gerektiren bir alan olan hukuk sorularının zorluk derecesinin artması ve farklı konuların sorulması, yapılmasını bir hayli güçleştirmiştir.2008 yılı KPSS sınavından sonra, buradan yayınlanan yazımda da belirttiğim gibi, temel yurttaşlık bölüm sorularının bir kısmının, her yıl farklı konulardan gelmeye devam edeceğini ve eleyici olacağını düşünmekteyim.
Belirtmem gereken diğer bir husus ise, soruları zor yada kolay diye tasniflemem , adayların bu sınava hazırlandığını farz etmem ve özellikle sınava giren adaylar arasında hukuk eğitimi almayan adayların çokluğunu göz önüne, almamla ilgilidir. Soruların kısaca değerlendirilmesi.
49. Aşağıdakilerden hangisi sosyal hayatı düzenleyen kurallardan biri değildir? (Kolay soru)
A) Din kuralları B) Fizik kuralları C) Görgü kuralları
D) Ahlak kuralları E) Hukuk kuralları
Cevap“B” seçeneğidir.
Açıklama: Bu grup içinde en kolay soru diyebilirim. Bilindiği gibi insan toplum içinde yaşayan sosyal bir varlıktır.Bu nedenle toplumsal bir düzen ve bunu sağlayan kurallar şarttır ve vardır.Bu kurallar kişilere yetki ve ödevler yükler.Bu kurallara uyulmadığında da mutlaka bir tepki müeyyide(yaptırım) söz konusudur. Toplumsal hayatı düzenleyen kurallar: -Hukuk -Ahlak -Din -Görgü kurallarıdır.
Sosyal düzen kurallarından sadece hukuk kurallarına uyulmadığında gösterilen tepki yani yaptırım kamu gücüne dayanır ve maddidir. Diğerlerinin yaptırımı ise manevidir.
50.Kullanıldıkları zaman mevcut bir hukuki durumu tamamen ortadan kaldıran haklara ne ad verilir?(Zor soru)
A)Kişilik hakları B)Kurucu yenilik doğuran haklar C)Alelade haklar D)Bozucu yenilik doğuran haklar E)Değiştirici yenilik doğuran haklar
Cevap “D” seçeneğidir.
Açıklama: Haklar kullanıldıkları zaman yarattıkları etki bakımından ikiye ayrılır: -Yenilik doğuran haklar(İnşai haklar) -Yenilik doğurmayan haklar
Yenilik doğuran(inşai) haklar, sahibi tek taraflı irade açıklaması ile yeni bir hukuki ilişki kurabilir, var olan durumu değiştirebilir ya da mevcut hukuki durumu sona erdirebilir.Öyle ise üçe ayrılır:
a)Kurucu yenilik doğuran haklar: Kullanıldığında yeni bir hukuki durum yaratır. Örneğin, kitabını satmak isteyen A" nın isteğini ,B" nin kabul etmesi durumun da satım sözleşmesi kurulmuş olur.(B" nin kabul beyanı kurucu yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır)
b)Değiştirici yenilik doğuran haklar: Kullanıldığında var olan hukuki durum devam etmekle birlikte yapısında değişiklik meydana getirir.Örneğin, satış sözleşmesinde(A" nın satıcı S" den cep telefonu satın alması), satılan mal ayıplı çıkarsa(Cep telefonu A" nın beklediği özellikleri taşımıyorsa)alıcı bu malın hatasız olanla değiştirilmesini yada bedelinden indirim yapılmasını isteyebilir.Alıcının(Yani A" nın) bu hakkını kullanması var olan hukuki ilişkide sadece değişiklik meydana getirir.
c)Bozucu yenilik doğuran haklar: Kullanılmasıyla var olan mevcut bir hukuki ilişkiyi sona erdirir. Örneğin,bir kira sözleşmesinde (hukuki ilişki) tarafların tek taraflı açıklaması ile sözleşmeyi sona erdirmesi, feshetmesi.Fesih(hukuki ilişkiyi sona erdirme) hakkı kullanıldığı an var olan mevcut hukuki durum(kira sözleşmesi) ortadan kaldırılmakta,hukuki ilişki bozulmaktadır. Hukuk eğitimi almayan adaylar için gerçekten zor soru. Ancak soru cümlesinde yer alan “mevcut hukuki durumu tamamen ortadan kaldıran” ifadesinden yola çıkarak olumsuz bir kavram aranılıp “bozucu yenilik doğuran hak” şıkkı işaretlenebilirdi.
51. Aşağıdakilerden hangisi borçlar hukukuna hakim olan ilkelerden biri değildir? (Zor soru)
A) Sözleşme özgürlüğü ilkesi B) Eşitlik ilkesi C) Zaman aşımı ve hak düşürücü süreye uğramama ilkesi D) Nispilik ilkesi E) Üçüncü kişi aleyhine borç kurulamaması ilkesi
Cevap “C” seçeneğidir.
Açıklama: Hukuk, Roma"dan beri iki ana sistematiğe ayrılır. a)Kamu hukuku b)Özel hukuk(Eşit ilişkiler) Devlet - Devlet Kişiler - Kişiler Devlet –Uluslararası kuruluşlar Devlet – Kişiler(Eşitlik olmak kaydıyla) Devlet - Kişi(Devlet üstün taraf) Haklar ileri sürülebilmeleri açısından ikiye ayrılır. Mutlak hak: Herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.(Mülkiyet hakkı gibi) Nisbi hak: Sadece hukuki ilişkiye girilen tarafa karşı ileri sürülebilen haklardır.Alacaklı kime borç vermişse bu alacak hakkını sadece borçludan yada onun göstereceği kişilerden isteyebilir.Yani mutlak değil, nisbidir (kısmi,oransal).
Borçlar hukuku , medeni hukukun kapsamında yer almakla birlikte kendine ait ayrı bir kitabı olan ve taraflar arasında ki borç ilişkilerini düzenleyen özel hukuk dalıdır. -Borçlar hukukunda tarafların kural olarak sözleşme yapma serbestisi vardır. -Özel hukuk dalı olduğu için yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi eşit ilişkiler düzenlenir. -Alacak- borç ilişkisi alacaklıya nisbi bir hak verir. Yani alacaklı borç ilişlisinde alacak hakkını sadece borçludan isteyebilir.(Mutlak herkese karşı ileri süremez). -Yine nisbilik ilkesine bağlı olarak borç ilişkileri sadece taraflar arasında hüküm ifade eder. Diğer (üçüncü) kişileri bağlamaz ve onlara borç yüklenemez. -Ancak borç ilişkisinde alacaklar belirli bir süre içinde talep edilmezse yada dava yoluna başvurulmazsa zamanaşımına uğrar ve talep edilemez. Alacaklar için, özel süreler belirtilmediği taktirde , genel zamanaşımı süresi 10 yılıdır.
52. 1982 Anayasası"na göre, TBMM"nin seçim dönemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?(Kolay soru)
A) 2007 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliği uyarınca TBMM seçimleri 5 yılda bir yapılır. B) Meclis, seçim dönemi dolmadan üye tam sayısının en az salt çoğunluğunun oyu ile erken seçim kararı alabilir. C) Meclisin, seçim dönemi dolmadan erken seçim kararı alması üzerine yapılan seçime ara seçim denir. D) Cumhurbaşkanı, ülkenin herhangi bir nedenle siyasi bunalıma girdiğini düşündüğü her durumda, bu bunalımı çözme amacıyla TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. E) TBMM Genel Kurulu veya Cumhurbaşkanı tarafından yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri,yeni Meclisin seçilmesine kadar devam eder.
Cevap “E” seçeneğidir.
Açıklama: TBMM seçim dönemiyle ilgili soru, diğer sorular göz önüne alındığında en azından bilinen bir konu olduğundan, kolay denilebilir. -2007 yılı Anayasa değişikliği ile 5 yılda bir yapılan TBMM seçimleri 4 yılda bir yapılır . -TBMM, seçim dönemi dolmadan istediği an ve belirli bir şarta bağlı kalmaksızın parlamento kararıyla seçimleri yenileyebilir. Bu şıkta üye tam sayısının salt çoğunluğu ifadesi oldukça detaydır. Çünkü, Anayasa seçimlerin yenilenmesine karar verilirken özel (nitelikli) bir sayı(oran) aramamaktadır. Yani normal karar alma sayısı toplananların salt çoğunluğu kuralı geçerlidir.Ancak adayların konulara çalışırken ,bu şıktan etkilenip, Anayasada belirtilmeyen sayılara takılmamalarını özellikle rica ederim. - Meclisin, seçim dönemi dolmadan erken seçim kararı alması üzerine yapılan seçime “erken seçim” denir. Ara seçim, TBMM üyeliklerinde eksilme olması halinde, eksilen yerde yapılan seçimdir. -Anayasa, Cumhurbaşkanının TBMM seçimlerini yenileme yetkisini kullanabilmesi için şartlar saymıştır. Beş maddeden oluşan bu şartların hepsinin ortak özelliği “Bakanlar Kurulunun(hükümetin) çeşitli sebepler 45 gün içinde kurulamaması” halidir. Doğal olarak bu şartlar gerçekleşmediği sürece Cumhurbaşkanı her durumda TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar veremez. -1982 Anayasası"nın,77.maddesinin üçüncü fıkrası, “Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine kadar devam eder.” İfadesini kullanarak yasama fonksiyonunun sürekliliğini, kesintiye uğramaması gerekliliğini belirtmiştir.
53. Türkiye"de Anayasa Mahkemesi ilk kez hangi anayasal düzenlemede yer almıştır? (Kolay soru)
A) 1921 Anayasası"nda Cumhuriyetin ilanı için yapılan değişiklikle birlikte B) 1924 Anayasası döneminde çok partili yaşama geçiş için yapılan değişiklikle birlikte C) 1961 Anayasası"nda D) 1961 Anayasası"nda 1971 yılında yapılan kapsamlı değişikliklerle birlikte E) 1982 Anayasası"nda Cevap “C” seçeneğidir.
Açıklama: Anayasa Mahkemesi, kanunların Anayasa uygunluğunu denetlemek amacıyla, askeri darbe sonucu oluşturulan kurucu meclis tarafından hazırlanan ve ilk kez halk oyuna sunularak kabul edilen 1961 Anayasasıyla kurulmuş bir yüksek mahkemedir.22 Nisan 1962 tarih 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” 25 Nisan 1962 tarihinde yayımlandı. 1961 Anayasası"nda yapılan 71-73 değişiklikleriyle , Bakanlar Kurulu"na Kanun Hükmümde Kararname çıkarma yetkisinin tanınması, Devlet Güvenlik Mahkemeleri"nin kurulması bilgisi, dikkat etmemeleri nedeniyle adayları D şıkkına yönlendirmiş olabilir.
54. 1982 Anayasası"nın değiştirilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (Zor soru)
A) Anayasa"nın değiştirilmesi, TBMM üye tam sayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. B) TBMM Genel Kurulu, Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu kanunun halkoyuna sunulması hâlinde, Anayasa"nın değiştirilen hükümlerin- den hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar. C) Anayasa"nın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin kabulü, Meclisin üye tam sayısının en az beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkün olabilir. D) TBMM Genel Kurulu tarafından üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen bir Anayasa değişikliğini, Cumhurbaşkanı dilerse halkoyuna sunabilir , dilerse yürürlüğe girmesi için Resmî Gazete"de yayımlanmasına karar verebilir. E) TBMM Genel Kurulu acil hâllerde Anayasa değişikliğine ilişkin tekliflerin bir kez oylanmasının yeterli olacağına karar verebilir. Ancak, böyle bir kararın alınabil- mesi, TBMM üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğunun oyu ile mümkün olabilir.
Cevap “E” seçeneğidir
Açıklama: Anayasa değişikliği konusu, sınava ciddi hazırlanan adaylar açısından bilinen bir konu olabilir ama konunun teknik oluşu ve sorunun soruluş şekli soruyu oldukça zorlaştırmıştır. Bu arada öncelikli bilinmesi gereken husus, en temel yasa olan Anayasanın maddelerini değiştirmenin özel bir yöntemle yapılması gerektiğidir. -1982 Anayasası"na göre, Anayasa değişikliği teklifi sadece milletvekillerinin(üye tam sayısının) en az 1/3"i(184) tarafından yazılı olarak verilebilir. - Anayasanın 175.maddesinin 7.fıkrası , TBMM"nin , Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu kanunun halkoyuna sunulması hâlinde, Anayasanın değiştirilen hükümlerinden hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlayabileceğini düzenlemiştir. -Anayasa değişiklik tekliflerinin TBMM"de kabul edilebilmesi için üye tam sayısının(550) en az 3/5"ünün (330) evet oyu kullanması gereklidir. -Anayasa değişiklik teklifleri 3/5(330) ile 2/3(367 hariç) arasında bir oyla kabul edilirse, Cumhurbaşkanı meclise iade etmediği sürece halk oyuna sunmak zorundadır. D şıkkında da yer aldığı gibi 2/3(367 ) ya da daha fazla bir oyla kabul edilen Anayasa değişiklik teklifleri Cumhurbaşkanı tarafından istenilirse halk oyuna sunulur. Bu durumda Cumhurbaşkanı değişikliği halk oyuna sunmadan da onaylayıp resmi gazetede yayımlayabilir. -Anayasa değişiklik teklifleri normal kanunlardan farklı olarak görüşülüp kabul edilir. Burada püf nokta kanunların kabul edilişi ile Anayasa değişikliklerinin kabul edilişi arasında ki farkın bilinmesidir. Anayasa değişiklik teklifleri meclis genel kurulunda diğer kanunlar gibi ivedi(acele,hızlı) görüşülemez.Değişiklik teklifleri TBMM"de iki defa görüşülür.En temel yasa olan Anayasanın maddelerinin değiştirilmesinin aceleye getirilmemesi,milletvekillerinin oylamaya katılırken serinkanlı düşünmelerini sağlamak için getirilen iki defa görüşülmeyi sağlayan bu tür sürelere anayasa hukukunda “serinleme süreleri” denir.
55. Aşağıdakilerden hangisi idari yargı kuruluşları arasında yer alır? (Kolay soru)
A) Vergi mahkemeleri B) Yargıtay C) Anayasa Mahkemesi D) Sulh hukuk mahkemeleri E) Asliye ceza mahkemeleri Cevap “A” seçeneğidir
Açıklama: Evet sınava ciddi hazırlanan adaylar açısından kolay soru.Diğer adaylar açısından sorunun kolay olduğunu düşünmüyorum. İdarenin işlem ,eylem ve kamu hukukunu ilgilendiren sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak kurulan idari yargı yerleri (mahkemeleri) şunlardır. Kural olarak ilk derece mahkemeleri -İdare mahkemesi -Vergi mahkemesi Üst mahkeme -Bölge idare mahkemesi Temyiz(kontrol) Yüksek mahkemesi,bazı uyuşmazlıkların ise ilk derece mahkemesi -Danıştay Şıklarda yer alan -Yargıtay ,genel ve olağan yargı kolu olan adli yargının temyiz yüksek mahkemesidir. -Anayasa Mahkemesi, idari yargı kolu olmayıp , anayasaya uygunluk denetimi yapan ve bazı kişileri göreviyle ilgili işlediği suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılayan bir yüksek mahkemedir. -Sulh hukuk mahkemeleri ise genel ve olağan yargı kolu olan adli yargının medeni hukuk yargısının ilk derece mahkemesidir. -Asliye ceza mahkemesi, genel ve olağan yargı kolu olan adli yargının ceza yargısının ilk derece mahkemesidir.
56. I. Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanun
II. Sakarya İlinde Büyükşehir Belediyesi Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
III. Tapu Planları Tüzüğü
Yukarıdakilerden hangileri Bakanlar Kurulu tarafından yapılan işlemlerden biridir?(Kolay ama dikkat isteyen bir soru)
A) Yalnız II B) Yalnız III C) I ve II
D) II ve III E) I, II ve III
Cevap “D” seçeneğidir
Açıklama: Bakanlar Kurulu, siyasi bir yapı olmakla birlikte düzenleyici idari işlemlerde yapar. Bakanlar Kurulu bu işlemlerine genel olarak karar veya kararname adı verilir. -Bu kararnamelerden en önemlisi, Anayasada da tanımlanan kanun hükmünde kararnamelerdir(KHK). -Bakanlar Kurulu tarafından yapılan ve Anayasada açıkça tanımlanan bir diğer işlem ise, kanunların uygulanmasını göstermek ve emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olamamak ve Danıştay"ın incelenmesinden geçirilmek şartıyla çıkarılan tüzüklerdir. -Kanun yapmak, değiştirmek ve kaldırmak görevi ise yasama organlarına ait olup Anayasaya göre bu görev TBMM"ye verilmiştir.
57. Aşağıdakilerden hangisi yerel yönetimler arasında yer almaz? (Kolay ama dikkat isteyen bir soru)
A) Ankara Büyükşehir Belediyesi B) İzmir İl Özel İdaresi C) İstanbul Ticaret Odası D) Bandırma Belediyesi E) Kozaklı Köyü
Cevap “C” seçeneğidir
Açıklama: Türk idari teşkilatı: a) Genel(merkezi) idare ve b)Yerinden idare(yönetim) olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Yerinden yönetim de kendi içinde ikiye ayrılır
a)Yerel(mahalli idareler)yönetimler üçe ayrılır -İl özel idaresi -Belediye idaresi -Köy idaresi
b)Hizmet idareleri(kuruluşları) ikiye ayrılır -Kamu kurumları(YÖK, üniversiteler, TRT gibi) -Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları(Barolar,Ticaret odaları,Tabip odaları,borsalar gibi meslek odaları)
Yukarıda da görüldüğü gibi ticaret odaları yerinden yönetimin yerel değil, hizmet kuruluşlarından kamu kurumu niteliğinde ki meslek kuruluşları bölümünde yer almaktadır.Sınava profesyonelce hazırlanan bir adayın yukarıda ki bilgileri bildiğini farz edersek,sorunun cevaplanması için sadece dikkat yeterlidir.Yerel yönetimlerden biri belediye idaresi diye geçer.İl,ilçe yada büyük şehir belediyesi belediye idaresinin türleridir ve he biri birer yerel yönetimdir.Ayrıca ÖSYM"nin bu idarelere yöre isimleriyle şıklarda yer vermiş olması dikkat etmeyi biraz daha gerektirmiştir.
58. 2008 yılında dünya ekonomisindeki toplam dış borcun yaklaşık % 60"ı aşağıdaki ülke gruplarından hangisine aittir?(Zor soru)
A) Çin, Japonya, Rusya B) Kanada, Brezilya, Arjantin C) Türkiye, Brezilya, İspanya, Endonezya D) İngiltere, Fransa, Kanada, İtalya E) ABD, İngiltere, Fransa, Almanya
Cevap “E” seçeneğidir
Açıklama: Dış Borç: Ödemeler dengesi açığı,yurtiçi tasarrufların yetersizliği ,döviz ihtiyacı gibi nedenlerle ulusal piyasa dışındaki piyasalardan alınan borçlara denir.
“Toplam kamu ve özel sektörün yabancılara, yabancı para mal ve hizmet karşılığı dahil ödemesi gerekli toplam dış borç miktarını gösteren ``dış borç sıralamasında`` dünyanın en büyük ekonomisi ABD başı çekiyor. Buna göre ABD`nin 12 trilyon 250 milyar dolar toplam dış borcu (devlet ve özel sektör dış borç toplamı) bulunuyor. ABD`yi 10 trilyon 450 milyar dolar toplam dış borçla İngiltere, 4 trilyon 489 milyar dolar toplam dış borçla Almanya, 4 trilyon 396 milyar dolar toplam dış borçla Fransa takip ediyor. DÜNYADA TOPLAM 51 TRİLYON DOLAR BORÇ VAR, YÜZDE 44`Ü ABD VE İNGİLTERE`NİN. Bu ülkelere Almanya ve Fransa`yı da eklediğimizde 4 ülkenin toplam dış borç toplamı 31 trilyon 585 milyar dolara, dünya borç toplamındaki oranları da yüzde 61`e ulaşıyor. Türkiye, 247,1 milyar dolarlık toplam dış borç stokuyla dünya sıralamasında 23. Sırada.”(Kaynak, http://www.tumgazeteler.com/?a=4619649)
Dış borçlanma neden ve koşulları ülkelere göre değişir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sebepleri farklıdır. Amerika, İngiltere gibi gelişmiş ekonomilerin dış borçlanma sebepleri farklıdır. Gelişmiş ülkeler dış borçlanmaya, olağanüstü giderlerin finansmanı, büyük projelerin finansmanı ve geçici bütçe açıklarını gidermek gibi sebeplerle giderler. Ancak gelişmiş ülkeler borçlanmayı genellikle kendi paralarının cinsinden yaptıkları için etkisi ve borcu çevirmesi daha mümkündür. 2008 ve özellikle 2009 yılında kendini hissettiren küresel kriz ABD, İngiltere gibi gelişmiş ekonomileri sarstı. ABD" de konut piyasasına bağlanmış değerleri şişirilmiş ve dış ülkelere verilmiş fonlar ödenemeyince bir çok büyük banka battı. Gelişmiş ülkelerde ve özellikle ABD"de bugüne kadar döndürülen dış borcun küresel krizle birlikte ekonomileri nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.
59. Dünyada Türkiye"nin de dahil olduğu gelişmiş ve gelişmekte olan 20 ülkenin oluşturduğu G-20 toplantısı,2009 yılı Nisan ayında hangi şehirde yapılmıştır?(Kolay ve beklenilen bir soru)
A) Londra B) Paris C) Berlin
D) Strasbourg E) Roma
Cevap “A” seçeneğidir.
Açıklama: Küresel ekonomideki önemli konuları değerlendirmek , Küresel ekonomik ve mali sistemin daha fazla geliştirilmesi için ortak bir görüş geliştirilmesini ve küresel krizlere karşı ortak önlemler almayı amaçlayan önemli sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeleri bir araya getiren ve 1999 yılında kurulan kuruluş G 20 adıyla anılmaktadır. Dünyanın tüm bölgelerinden önemli sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeleri bir araya getiren G-20, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, Türkiye, İngiltere ve ABD ile Avrupa Birliği"nden oluşuyor. 2008'in sonunda Washington'da toplanan G-20 liderler zirvesi, Nisan ayının başında küresel krizle ilgili alınacak önlemleri görüşmek üzere Londra"da tekrar toplandı.
60. Dünya Ticaret Örgütünün 2008 Dünya Ticareti Raporu"na göre en çok ithalat ve ihracat yapan 30 ülke listesinde Türkiye"nin sıralamadaki yeriyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur? (Zor soru) İthalat İhracat
A) 25. sırada 25. sırada B) 20. sırada İlk 30"a giremedi. C) İlk 30"a giremedi. 10. sırada D) 20. sırada 20. sırada E) 10. sırada 10. Sırada
Cevap “B” seçeneğidir.
Açıklama: “Türkiye, Dünya Ticaret Örgütü`nün en çok ithalat ve ihracat yapan 30 ülkesi listesine ithalatta 20`nci sıradan girdi. 2008 yılında yapılan toplam 16.4 trilyon dolarlık ithalatın yüzde 1.2`sini gerçekleştiren Türkiye, ithalat sıralamasında 20`inci olurken, ihracatta ilk 30`a giremedi. 10 milyonluk nüfusu ile İstanbul kadar bile olmayan Çek Cumhuriyeti dahi Türkiye`den fazla ihracat yaptı.
İthalatta ilk 30 sıralamasında bulunan ülkelerin çoğunun dış ticaret açığı ya hiç olmayan ya da çok az olan yüksek gelirli ülkeler olması dikkat çekti. Türkiye ise dış ticaret açığı yüksek ve döviz geliri sınırlı bir ülke olmasına rağmen yüksek ithalat yapması ile dikkat çekti”.( Kaynak ,http://www.tumgazeteler.com/?a=4881262) 2001 krizinden itibaren dövizin özellikle doların, uzun süreden beri Türk parası karşısında değer kazanmaması , buna bağlı olarak Türk parasının değer kazanması uzun vadede ihracatı olumsuz etkilemiştir.
Tüm adaylara başarılar dilerim.
Erhan ÖZLÜ Hukukçu,Editör,Yazar
|